Beyoğlu, İstanbul'un Avrupa yakasında bulunan ilçelerinden biridir. Kuzeyi Şişli, Beşiktaş ve Kağıthane ilçeleriyle çevrili, diğer yönlerden Haliç'e ve Boğaziçi'ne dayanan 8,76 kilometrekarelik bir alandır. Köy yerleşimi olmayan ilçe 45 mahalleden oluşmaktadır
Beyoğlu, onbeşinci yüzyıldan beri İstanbul tarihinin en hareketli ve kaliteli yaşamının sürdüğü yer olmuştur. Beyoğlu İlçesi, bu tarihi yüzünü kültürel mirasıyla ve ticaret yaşamı ile birleştiren, eşi dünyada az rastlanan çok kültürlü bir yaşam yeridir.
Sanatın en iyi örneklerinin bulunduğu merkezlerlere sahip ilçemiz, İstanbul'un en gözde eğlence mekanlarına ve simge olmuş markalara sahip olması, yaşam için seçilebilecek en güzel yerlerden biri olma özelliğini kazandırmaktadır. Ticaret ve bankacılık alanında ilklere sahip olması, bugünde ilçe ve şehir için önemini devam ettiren bir yapıdadır.
Onlarca seçkin özelliğinin yanında Beyoğlu'nu asıl önemlisi tarihten günümüze Beyoğlu'nda yaşamanın insanlar için ayrıcalık olmuş olmasıdır. Beyoğlu'nu beyoğlu yapan yegane özellik insanlardır. Yaşayanların sosyal hayata olan katkıları olmadan Beyoğlu'nun tarifi eksik olur. Farklı kültürlerden ve medeniyetlerden bezenmiş yapısının oluşmasında, yaşamış insanların olduğu kadar şu an yaşayan kişilerin Beyoğlu'na olan sevgisidir.
Beyoğlu`nun bir sakini en önemlisi seveni olarak, “Bir Beyoğlu Klasiği” tanımına; Atlas Pasajı ile, Tramvay'ı ile, Taksim Çikolata'sıyla, Galatasaray Lisesi ile, güzeller güzeli Haliç'i ile layık olmak ayrıcalıktır.
Tüm illerimiz ile ilgili daha detaylı bilgi ve kaynaklara ulaşmak için buraya tıklayınız
Beyoğlu adının ortaya çıkışına ilişkin çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan birisine göre; Beyoğlu adı,
Fatih Sultan Mehmed zamanında
Pontus prenslerinden
Aleksios Komnenos’un islamiyeti kabul ederek burada oturmasından kaynaklanır. İkincisine göre ise; burada oturan Pontus prensi değil,
Kanunî zamanındaki
Venedik elçisi Andre Giritti’nin oğlu
Luigi Giritti’dir.
Türkler’in “Bey Oğlu” diye andıkları bu adam, elçinin bir Rum kadınla evlenmesinden dünyaya gelmiştir. Oturduğu konak da Taksim yakınında bir yerdedir. Diğer birine göre ise;
Kanunî Sultan Süleyman döneminde burada oturan
Venedik elçisine yazışmalarda Beyoğlu dendiği için bu semt de Beyoğlu adını almıştır.
Pera adı, 1925’de resmi yazışmalardan çıkarıldıktan sonra gittikçe unutulur hale gelmiş, buna karşılık Beyoğlu adı güç kazanıp bölge anlamında da yaygınlaşmıştır.
Pera,
Bizans dönemindeki
İstanbul’un sonradan gelişen yerleşim yeri olmuştur.
Beyoğlunda tarihi birçok camii ve kilise birarada renkli bir kültür mozaii çizmektedir.
Bu Camiiler Şunlardır; Arap Camii Bezm-İ Alem Valide Sultan (Dolmabahçe) Camii Büyük Piyale Paşa (Tersane) Camii Camiikebir (Güzelce Kasımpaşa) Camii Cihangir Camii Hüseyinağa (Ağa) Camii Kılıç Ali Paşa (Tophane) Camii Kumbarhane (Valide Mihrişah Sultan, Humbarcıyan Kışlası Halıcıoğlu) Camii Molla Çelebi (Fındıklı) Camii Nusretiye Camii Sokullu Mehmet Paşa (Azapkapı) Camii Yer Altı (Kurşunlu Mahzen) Camii.
Atatürk Kültür Merkezi
1946 yılında dönemin İstanbul valisi Lütfü Kırdar tarafından temeli atılan bina, açılışından 585 gün sonra yanmış. Bugün gördüğümüz bina ise 6 Ekim 1978 tarihinde halka açılmış.
Cihangir
Taksim Sıraselviler Caddesi'nin bitiminde bulunan bu semt adını bir Osmanlı Sultanı'nın genç yaşta ölen şehzadesinden alıyor. Oğlunun anısına Topkapı Sarayı'nın tam karşısındaki tepelere bir cami yaptıran bu padişah yıllar sonra kedileri, kafeleri ve sıcakkanlı mukimleri ve esnafı ile nam salacak bu şirin semte bilmeden adını veriyor.
Cumhuriyet Anıtı
Taksim Meydanı'nda yer alan anıt, renkli porfirden yapılmıştır. Alan düzenlemesi ve kaidesi Mimar Moniceri'nin eseri, Anıt ise, İtalyan Heykeltraşı Pietro Canonica'nın çalışmasıdır. 8 Ağustos 1928'de açıldı.
Çiçek Pasaji
1874-76 seneler arasında Cité de Pera adlı işhan olarak inşa edildi. Beyoğlu'nun, hatta İstanbul'un mutlaka uğranılması gereken mekanlarından. Yanyana dizilmiş lokanta, barlarıyla turistlerin olduğu kadar bizzat İstanbullular'ın da ilgisini esirgemediği bir yer Çiçek Pasajı. Yemek yerken sokak çalgıcılarını veya yan restorandaki fasıl heyetini dinleme şansına sahipsiniz.Zengin dekoru, geçmişe götüren havasıyla görülmeyi hakediyor...
Galata Kulesi
Galata surlarının kulesi olarak, 1348'de Cenevizliler tarafından yaptırılır. 1509 depreminde surları yıkılan kulenin sadece kendisi kalmış. Osmanlı devrinde çeşitli amaçlarla kullanılan kule, 16. yüzyılda Kasımpaşa Tersanesi'nde çalışan tutsakların zindanıymış, 18. yüzyılda da yangın gözetleme yeri. 1794'teki yangında tümüyle yanan kule daha sonra dört yana çıkıntılı pencereli bir kat yapılıp üzeri de külahla örtülür. 61 metre yüksekliğinde olan kule, bodrumuyla birlikte 12 katlı. Cenevizliler döneminde kulenin tepesinde bir haç vardı. Günümüzde ise, 6.75 m. yüksekliğinde bir alem duruyor. 1964'ten sonra onarılarak turistik bir yer haline getirildi.
Galatasaray Lisesi
Galatasaray Lisesi, 1481' den beri aynı yerinde bulunmakta olup en eski eğitim kurumudur. Bulunduğu semte Galatasaray(Galata Sarayı) denmiştir.
Galatasaray Hamamı
Restore edilmiş bu tarihi hamam, 1481´den bu yana bugün bulunduğu yerde.
Galatasaray Müzesi
Eski Galatasaray Postanesi' nin Galatasaray Spor Kulübü' ne verilmesinden sonra tadilatı devam eden Galatasaray Lisesi' nin karşısındaki bina.
Serpuş Han
Avlusu olmayan hanın, bir Bizans yapısının temelleri üzerine 18. yüzyılda yapıldığı sanılıyor. Taş ve tuğla örgü düzeni, sivri kemerli pencereleri dönemin Osmanlı mimarisini gösterir.
Taksim
Taksim semti ve meydanı adını, eskiden Galata-Beyoğlu suyunun "taksim edildiği" -yani dağıtıldığı- merkez olmasından ötürü almış. Meydan olmadan önce, eski evlerin sıralandığı dar bir bölge olan semt, meydan haline getirilip genişletildikten sonra zamanla bugünkü görünümünü almış. Meydanın ortasındaki Cumhuriyet Anıtı ve çevresi bugün tören yeri olarak kullanılıyor, bir de "buluşma yeri" işlevini üstleniyor. Taksim Meydanı'na İstanbul'un gece (veya gündüz) hayatının en işlek eğlence mekânlarını barındıran Beyoğlu'nun bir nevi giriş kapısı da denebilir. Veya İstanbul'un "boy aynası"...
Beyoğlu'nun Pasajları
* Afrika Pasajı (1905)
* Anadolu Pasajı (1910)
* Rumeli Pasajı
* Emek Pasajı
* Beyoğlu Pasajı
* Atlas Pasajı
* Halep Pasajı
* Çiçek Pasajı (Cite de Pera)
* Aznavur Pasajı
* Hacopulo (Hazzopulo) Pasajı
* El-Hamra Pasajı
* Suriye Pasajı.
* Avrupa Pasajı